21 Aralık 2025 Pazar

Eros'un Istırabı

 

Serinin ikinci kitabı ile devam ediyorum. Başka ile kurulan her türlü yaşamsal ilişkiyi düşüneceğiniz bir eser.

Arka Kapak

Düşünme ancak Eros'la artırılabilir. Düşünebilmek için bir dost, bir âşık olmuş olmak gerekir. Eros olmadan düşünce bütün canlılığını, bütün huzursuzluğunu kaybederek tekrara düşer, gerici bir hal alır. Eros Başka'ya duyulan arzuyla düşünceyi cesaretlendirir. 

Narsisizm, sanılanın aksine, kendini sevmek değildir. Kendini seven özne, Başka'yla arasına kendi lehine işleyen negatif bir sınırlama getirir. Oysa narsisist özne sınırlarını net bir şekilde belirleyemez; kendisiyle Başka arasındaki sınırı bulanıklaştırır. Dünya narsisiste sadece kendi anıştırmalarının gölgesinde görünür. Başkayı başkalığı içinde tanıma ve bu başkalığı teslim etme becerisi yoktur. Sadece kendini bir şekilde yeniden tanıyabildiği yerlerde anlam bulabilecektir.

Aynı'nın Cehennemi'nden ancak arzuladığım ve beni büyüleyen bir Başka sayesinde, dostla, sevgiliyle, aşkla çıkabilirim.

20 Aralık 2025 Cumartesi

Zamanın Kokusu

 

Seriye başladım. İyi bir retorik ile aktarılmış.

Arka Kapak

“Bugünün zaman krizi hızlanma olarak nitelendirilemez. Hızlanma çağı çoktan bitti. Bugün hızlanma olarak duyumsadığımız şey, zamansal dağılmanın semptomlarından sadece biri. Günümüzün zaman krizi, zamanda çeşitli aksaklıklara ve yanlış duyumlara yol açan bir diskroniden kaynaklanıyor. Zaman, düzenleyici bir ritmin eksikliğini çekiyor. Bu yüzden de ölçüsünü kaçırıyor. Diskroni, bu zamansal bozulma, zamanın adeta dönüp durmasına yol açıyor. Hayatın hızlandığı hissi, amaçsızca dönüp duran zamanın yol açtığı bir duygu aslında...

“Geleceğin temposu nasıl olacak? Hacılık veya uygun adım ilerleme çağı kesinlikle sona erdi. İnsanoğlu, kısa bir dolanıp durma döneminden sonra, bir yürüyüşçü olarak dönecek mi yeryüzüne? Yoksa yerçekimini ve çalışmanın bütün ağırlığını ardında bırakarak süzülmenin hafifliğini, boş zamanda süzülerek gezinmenin, bir başka deyişle, süzülen zamanın kokusunu keşfedecek mi?”

14 Aralık 2025 Pazar

Düşünmek/Tasniflemek

Düşünmek/tasniflemek, döşenmek/istiflemek...

Okuma sürem içerisinde tüm kitaplığımı fiziken ve zihnen sınıflandırdım, öyle bir teşvik potansiyeli var.

Arka Kapak

Georges Perec’in vefatının ardından, ilk kez 1985’te yayımlanan Düşünmek/Tasniflemek, yazarın 1976-1982 yılları arasında kaleme aldığı, çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanan on üç denemesini bir araya getiriyor. Tasnifleme, listeleme ve sıralama yöntemlerini ele aldığı bu metinlerinde Perec, dünyayı kendine özgü üslubuyla yeniden biçimlendirirken gündelik yaşamın sıradanlığını, çevremizdeki nesnelerin alışılagelmiş çağrışımlarını da altüst ediyor.
Bana sorulan tam olarak nedir? Acaba önce düşünüp sonra mı tasnifliyorum?
Yoksa önce tasnifleyip sonra mı düşünüyorum? Düşündüğüm şeyleri nasıl mı tasnifliyorum? Tasniflemek istediğimde nasıl mı düşünüyorum?

1 Aralık 2025 Pazartesi

Önden Üç Bilet

Etkileyici bir hikaye ve ruhuma dokunan bir olay örgüsü...

Arka Kapak

Kimi ölümler sadece birini almaz, yıllardır susulmuş ne varsa ardından sürükler.
Efsanevi sanatçı Afet Hanım hastaneye kaldırıldığında, torunu Nurperi kendisini hiç ummadığı bir yüzleşmenin eşiğinde bulur. Kısa bir süre önce yaşadığı kaybı bile daha kabullenememişken, annesinin çocukluğundaki sevgisizlikle ve anneannesinin kalabalıklara rağmen taşıdığı yalnızlığıyla yüz yüze gelir.
Nurperi’nin sırtına binen yük, artık sadece kayıplarının değil, geçmişin acımasız hesaplaşmaları ve annesinin hayatını paramparça eden aile sırlarının da ağırlığıdır. Hastane önündeki basın ise içerideki yangını körüklemekten başka bir işe yaramaz.
Nurperi’nin önünde bir yol ayrımı vardır artık. Çünkü hiçbir şey, bir kez bakış açınız değiştiğinde, eskisi gibi kalmaz. Yapılan her seçim de bir bedel ister.
Sahneden son kez inmeden önce, herkesin kendine sorması gereken tek bir soru kalır geriye:
Sen kendi hikâyende nerede duruyorsun?

Bu İlişkiyi Konuşmalıyız


Her fani okumalı! 

Arka Kapak

Konumuz “ilişkiler” olunca konuşmamız gerekenleri konuşmuyoruz.

Flört, evlilik, cinsellik…
Narsistler, güçsüzler, mükemmeliyetçiler…
Her ilişkinin kontratının ana maddesi sadakat…
Ve hakikat… Hep arayıp durduğumuz ve fakat hep de elimizden kaçan o hakikat…

İlişkiler, çift olma hâli, bu konuda kanıksadıklarımız, susturulduklarımız bahsinde ilk akla gelen isim, ülkemizin kıymetli psikiyatrlarından Gülcan Özer; uzun zaman sonra okurlarıyla buluşuyor!

Bu kitapta; hayat akıp giderken ilişkilerin, aşkların başına ne geldiğine dair her şey konuşuluyor. Çünkü ilişkiyi konuşmalıyız. Her ilişkiyi konuşmalıyız. Bu ilişkiyi konuşmalıyız.

İlişkilere dair repertuar bilgimiz nereden gelir?
İnsanlar birbirlerine hangi özelliklerine göre çekilir?
Bir ilişkideki marazlar iyileşince ilişki biter mi?
Etrafta gerçekten söylendiği kadar çok narsist var mı?
Başkasını değiştirmeye çalışmak, kendimizle ilgili neye işaret eder?

Evlilik gerçekten akıl işi midir?
Şehvet ile şefkat neden birbirinin rakibidir?
Anneliğin bazen durdurulması mı gerekir?

Gülcan ÖzerYenal Bilgici’nin sorularını, aşka da ilişkiye de torpil geçmeden yanıtladı.

Bu İlişkiyi Konuşmalıyız; “Her ilişkinin bir ömrü vardır,” diyebilen, evlenilen yahut sevgili olunan, boşanılacak ise helalleşen, ayrılmayı bilen, yaşadıklarından öğrenen, flörtün çok mühim olduğunu unutmayan, kendi ile tanışık, her rüzgârda savrulmayan kişilerden olabilme umuduyla…