8 Şubat 2026 Pazar

Okumaz Yazmaz

İçten bir kadın otobiyografisi.

Arka Kapak

Şifreli yazılarımı tuttuğum hatıra defterimi ve ilk şiirlerimi Macaristan’da bıraktım. Erkek kardeşlerimi, annemi babamı, haber bile vermeden, bir veda bile etmeden geride bıraktım. Ama hepsinden de önemlisi o gün, 1956’nın o Kasım sonu, bir halka olan aidiyetimi kesin olarak kaybettim.
 
Macaristan’daki ilk mutlu yıllar, savaş sonrası yoksulluk, yatılı okul dönemi, “çocukluğun gümüş ipliği”nin kopuşu, Stalin’in ölümü, sürgün, Lozan yılları, yeni bir ülke, anadil ve düşman dil... Ágota Kristóf bebeği ve kocasıyla yirmi bir yaşında sığınmacı olarak yerleştiği İsviçre’de hiçbir zaman tam anlamıyla hâkim olamayacağı, asla kendine ait kılamayacağı, ne yazabildiği ne de okuyabildiği düşman bir dille tanışır. Bundan böyle kendini bir halkın parçası hissedemediği gibi ötekilik hissini de her daim içinde taşır.
 
Yazarın tek otobiyografik metni olan Okumaz Yazmaz ölçülü, kısa cümleleri, ne eksik ne de fazla sözcükleriyle doğrudan okurun kalbine sesleniyor.
 
“Bu kitap küçük bir mücevher.”
Kirkus Reviews
 
“Kristóf yaklaşık elli sayfada, başkalarının bütün bir kariyeri boyunca hedefleyebileceği şeyi başarıyor. Katıksız bir deha.”
Max Porter

Annemin Uyurgezer Geceleri

Arkadaş tavsiyesi ile okuduğum ve farklı olgularla yaşanmışlıklarımı hissettiğim bir serüven oldu.

Arka Kapak

Unutma yetisini kaybetmenin siyah mermerden yapılmış kaskatı bir levha haline getirdiği hayatım bundan otuz küsur yıl önce altüst oldu. Bir gece sabaha karşı bir saatte annemin uyurgezer olduğunu fark ettim. Ama hayatım annem uyurgezer olduğu için değil, annemin uyur halde gezerken bana söylediği şey yüzünden altüst oldu. Annem o gece benliğime öyle bir darbe indirdi ki, bir daha yaşadığım hiçbir şeyi unutamadım.

Annemin annesinden nefret etmesi gibi, ben de annemden nefret mi ediyorum, bu yüzden mi E.’den kopamıyorum, bağımsız bir Şehnaz olamıyorum diye kendime soruyordum. Cevaplarından korktuğum sorulardı bunlar.

Unutamayan bir belleğin kişisel muhasebesi, hayata rengini veren otuz yıllık güçlü bir aşkın anatomisi ve bir ülkenin toplumsal panoraması.

Annesinin uyurgezerliği bilinçdışının labirentlerinde kaybolduğu sanılan aile sırlarını açığa çıkarırken buna tanık olan Şehnaz’ın belleği unutma yetisini kaybeder. Öğrendiği sırlar sadece aile sırları değildir, Osmanlı’dan günümüze uzanan toplumsal ve trajik bir kadınlık durumudur. Ekonomi profesörü Şehnaz kadınların yüzyıllardır süren yok-hayatlarını sorgularken erkeklerin hayattan erken çekildiği kadıncıl ailesinin var olma sürecini bir akademisyen gözüyle ele alır. Kişisel muhasebesini yaparken toplumsal normlara uymayan otuz yıllık aşkının zehirli yanlarıyla yüzleşir, bu sırada aklında bir başka kadın, büyük aşkı E.’nin karısı Eyşan vardır.

Annemin Uyurgezer Geceleri, bireysel hatıraların nasıl toplumsal hafızaya dönüştüğünü güçlü bir edebiyat diliyle sorgularken okurları bu ülkede kadın olmanın düşünmekten kaçındığımız gerçeğini de düşünmeye zorluyor.

18 Ocak 2026 Pazar

Dağ Sensin: Kendini Sabote Etmeyi Öz Hakimiyete Dönüştürmek

 

İyi bir metafor ve uygulamaya gönüllü olanlara reçete dahi sunuyor.

  • Bir plan yapın çünkü planlar sorunları çözer
  • Kendinizi büyütmeyin çünkü her şey sizinle ilgili değil
  • Yardım isteyin çünkü her şeyi bilmeniz gerekmiyor
  • Neyi bilmediğinizi bilin ve yanlış ikili düşünmeye son verin
  • Psişik olmaya çalışmaya son verin çünkü bu bilişsel bir çarpıtmadır
  • Sonuçlarınız için sorumluluk alın. Evet, hepsi için
  • Karmaşık duyguları işleyerek nasıl daha iyi hissedeceğinizi öğrenin
  • Olanları unutun ve nasıl düzelteceğinize odaklanın
  • Konuşarak içinizi boşaltın çünkü genellikle durumlar kafanızın içinde daha karışıktır
  • Acele etmeyin çünkü her şeyi hemen şimdi çözmek zorunda değilsiniz
  • Tetikleyicileri işaret olarak alın çünkü yaralarınızın ilgiye ihtiyacı var
  • Rahatsızlığınızı onurlandırın çünkü size bir şey anlatmaya çalışıyor
  • Mutlu olmaya çalışmaktan vazgeçin
  • Şu ana ulaşın
  • Hakimiyet kurmaya çalışmaya son verin
  • Küçük mutlulukları bulduğunuzda onlardan destek alın
  • Sahip olduğunuz olumlu ilişkileri besleyin
  • Olabildiğince sık yeni bir şey öğrenin
  • Zorlu zamanları dönüşüm fırsatları olarak görün
  • Enerjinizi neye verdiğinizin bilincinde olun
  • Hiçbir şey yapmamaya zaman ayırın
  • Eğlenceye zaman ayırın
  • Kendinizde ustalaşın

Arka Kapak

KENDİNİ SABOTE ETMEYİ 
ÖZ HÂKİMİYETE DÖNÜŞTÜRMEK

EN BÜYÜK ENGEL, KENDİNİZSİNİZ.

Bu kitap, kendini sabote etmek üzerine.

Neden yapıyoruz? Ne zaman yapıyoruz? Ve buna temelli nasıl son verebiliriz? 

Aynı anda var olan ama birbiriyle çelişen ihtiyaçlarımız kendi kendimizi sabote ettiğimiz davranışlara sebep olur. Değişme çabalarına karşı çıkmamız bu yüzdendir ve genellikle bu durum tüm bu çabalar tamamen faydasız görünene kadar devam eder. Ancak en zararlı alışkanlıklarımızdan mühim içgörüler elde edebilir, beynimizi ve vücudumuzu daha iyi anlayıp duygusal zekâyı inşa edebilir, geçmişteki deneyimlerimizi bir kenara bırakarak ve gelecekteki en iyi benliğimiz olarak hareket etmeyi öğrenerek kendimize engel olmaya bir son verip gerçek potansiyelimizi ortaya koyabiliriz.

Yüzyıllar boyunca dağ metaforu karşılaştığımız büyük zorluklar için kullanıldı, özellikle de aşılması imkânsız görünenler için. O dağa tırmanmak istiyorsak travmalarımız hakkında enine boyuna düşünme, direnç geliştirme ve o tırmanış anına nasıl uyum sağlayacağımız üzerine derin bir içsel çalışma gerçekleştirmek zorundayız. 

Böylece üstesinden geldiğimiz şey dağ değil, kendimiz olacaktır. 

“Brianna Wiest’in kitabı iyileşmeyi çok güzel anlatıyor. Kişinin kendini sabote etmesi, duygusal zekâ ve derin dönüşümle ilgili görüşleri paha biçilmez. Wiest değişimin kişinin kendisinden başladığını anlıyor. Bu kitap topluma sunulmuş bir armağan.” 
Dr. Nicole Lepera, yazar

“En derin potansiyelimizi gerçekleştirdiğimizde, en büyük ödüllerin sonuçlardan çok aslında başarabileceğimizi bildiğimiz şeye ulaşmak için dönüşmemiz gereken insandan geldiğine inanırım. Brianna Wiest ustalıkla yazılmış, zihin açan bu kitabında bize önümüzdeki tırmanışa hazırlanmamıza yardımcı olacak etkili görüşleriyle, kendi dağlarımıza tırmanmamız için gereken ilhamı veriyor. Tatmin edici, şaşırtıcı ve keyifle dolu bir hayatı yaşamanın gerektirdiği iç çalışmayı yapmaya hazır olanlar kesinlikle okumalı.” 
Simon Alexander Ong, uluslararası yaşam koçu & iş stratejisti 

“Dağ Sensin zor durumlarda umut aşılayan bir uyandırma çağrısı. Yazar sizi, içinizdeki kahramanı uyandırırken, bilinçli olarak kendinize yeni bir anlatı seçerken ve nihayetinde derinden arzuladığınız ve hak ettiğiniz hayatı yaratırken kendiniz hakkında öğretilen bütün kuralları yıkmaya davet ediyor. Wiest, kendi kişisel dağınıza tırmanmak ve buraya kim olmak için geldiğinizi hatırlamak için gereken cesareti ve netliği kazanmanıza yardımcı olacak faydalı araçlar ve derin spiritüel değişikliklerden oluşan bir simya sunuyor. Kendi hakiki zorluklarıyla yüzleşip güçlerini geri kazanacak kadar cesur olanlar için müthiş bir rehber.”
Jenna Black, uluslararası yaşam koçu

“Brianna Wiest en sevdiğim yazarlardan biri. Hayat değiştiren bilgeliğini, okurlara güçlerini yeniden ellerine alma ve hayatlarını iyi yönde değiştirme ilhamı verecek benzersiz bir anlatımla birleştiriyor. Dağ Sensin şüphesiz birçok insana yardımcı olacak.”
Yung Pueblo, yazar

“Âdeta bir aydınlanma. Sözcükler beni derinden sarstı; farkına vardıklarım ve onayladıklarım yüzünden gözlerim yaşlarla dolduğu için birkaç kez okumaya ara vermek zorunda kaldım.”
Dawn Zulueta, oyuncu, sunucu ve model

“Brianna Wiest’in şaheseri kendimizi neden sabote ettiğimizi, bunu ne zaman yaptığımızı ve yapmaya nasıl temelli son vereceğimizi anlamamız için kusursuz bir yol haritası.”
Dr. Steven Eisenberg, iç hastalıkları uzmanı ve onkolog

4 Ocak 2026 Pazar

Cetvel

Uygulayabilene formül basit; 

0 Vicdan

1 Hakkaniyet

2 Sahicilik

3 Gerçeklik

4 Yılmazlık

5 Tevazu

6 Çalışkanlık

7 Kıymet Bilmek

8 Cesaret

9 Aşk

10 Umut

Arka Kapak

Her birimizin hayat ülkesindeki mutlulukların, heyecanların, düşlerin ve düş kırıklıklarının boyutu, yaş aldıkça kullandığımız ölçeklere göre değişir. Cetvel değiştikçe duyguların bizde bıraktığı izlerin uzunluğu da değişir. Yazgı değildir bu. Cetveli fırlatıp atmak bir tercihtir. Ömrümün en yeni yılına, ölçü birimlerimi gözden geçirerek girmeye karar verdim. Eski bir çekmeceden, toz tutmaya başlamış cetvelimi çıkardım. Cetvelimin tozunu elimle sildim çünkü kural koymak iyidir. Başkaları sana kural koymadan.
 
Cetvellerin neden sıfırdan başladığını daha önce hiç düşünmediğimi fark ettim.  Yanıtı kolaydır aslında; ölçeğinizi kullanırken sıfırdan başlarsanız kesinlikle doğru bir ölçüm yapabilirsiniz.
Sıfırdan başlıyorum.
 
Hayatımızdaki ölçülere, kurallara kim karar veriyor? Bizim yaşamımızın ilkelerini, bizden başka kim belirleyebilir?

Evrim Kuran, bu kez bambaşka bir kitapla karşımızda: Hayatımızı ölçmek için, cetvellerin önemini hatırlatarak… 

1 Ocak 2026 Perşembe

Şeffaflık Toplumu


Serinin dördüncü kitabı ile devam ediyorum. İdeolojik bir bakış açısı ile şeffaflık tehlikeli olabilir mi sorusuna yanıt bulabileceğiniz bir yapısı var.

Arka Kapak

“Şeffaflık neoliberal bir aygıttır. Enformasyona dönüştürmek amacıyla her şeyi içine girmeye zorlar. Günümüzün gayrı maddi üretim ilişkileri koşullarında daha fazla enformasyon ve daha fazla iletişim, üretkenlik ve hızda artış demektir. Buna karşılık gizlilik, yabancılık ve ötekilik sınırsız iletişime engel oluşturur. Şeffaflık adına bunlardan kurtulmak gerekir.”

“Şeffaflık insanı camlaştırır. Şiddeti de buradadır. Sınırsız özgürlük ve iletişim topyekûn kontrol ve gözetime dönüşüyor. Sosyal medya da giderek toplumsallığı disiplin altına alan ve sömüren dijital panoptikonlara benziyor daha çok. Şeffaflık bir ideolojidir. Bütün ideolojiler gibi onun da mistik hale getirilmiş ve mutlaklaştırılmış olumlu bir çekirdeği vardır. Şeffaflığın tehlikesi de bu ideolojikleşmededir. Totalize edilirse şiddete yol açar.”

Şiddetin Topolojisi

Serinin üçüncü kitabı ile devam ediyorum. Kitap, bakış açımızı tekrardan sorgulamamıza ve değiştirmemize neden olan etkili bir felsefi uyarı niteliğinde...

Arka Kapak

Han'ın kitabı, eski toplumlardan günümüze şiddetin tarihsel değişiminin temel uğraklarını tespit eden felsefi bir anlatı. Yazar bunu yaparken şiddetin tarih boyunca inatla kalıcılık göstermesini araştırmış bir dizi düşünüre, Sigmund Freud, Carl Schmitt, Walter Benjamin, René Girard, Giorgio Agamben, Gilles Deleuze, Michael Hardt ve Antonio Negri'nin tezlerine eleştirel bir gözle uğrayarak kısa ve özlü bir hikâye kuruyor. Şiddetin Topolojisi, bakış açımızı tekrardan sorgulamamıza ve değiştirmemize neden olan o kısa ama etkili felsefi uyarılardan biri.

"Geç modernitenin başarıya ve performansa odaklı öznesi, kendi dışın-daki bir iktidar kurumunun baskısına maruz kalmadığı ölçüde özgürdür. Ama gerçekte bir kul kadar da özgürlükten yoksundur. Dış baskı nihayet aşıldığında, içerideki basınç devreye girer. Başarıya ve performansa odaklı yaşayan özne, bir depresyon geliştirir. Şiddet azalmadan sürmektedir. Yalnız ağırlık noktası içeri kaymıştır. Egemenlik toplumundaki kelle alıcı kuvvet yani dekapitasyon, disiplin toplumundaki deformasyon ve başarı ve performans toplumundaki depresyon, şiddetin topolojik dönüşümünün birer aşamasıdır. Şiddet giderek içselleştirilir, ruhsallaştırılır ve böylelikle görünmez hale gelir. Giderek Öteki'nin veya Düşman'ın olumsuzluğunu üzerinden atar ve insanın kendisine yönelir."

21 Aralık 2025 Pazar

Eros'un Istırabı

 

Serinin ikinci kitabı ile devam ediyorum. Başka ile kurulan her türlü yaşamsal ilişkiyi düşüneceğiniz bir eser.

Arka Kapak

Düşünme ancak Eros'la artırılabilir. Düşünebilmek için bir dost, bir âşık olmuş olmak gerekir. Eros olmadan düşünce bütün canlılığını, bütün huzursuzluğunu kaybederek tekrara düşer, gerici bir hal alır. Eros Başka'ya duyulan arzuyla düşünceyi cesaretlendirir. 

Narsisizm, sanılanın aksine, kendini sevmek değildir. Kendini seven özne, Başka'yla arasına kendi lehine işleyen negatif bir sınırlama getirir. Oysa narsisist özne sınırlarını net bir şekilde belirleyemez; kendisiyle Başka arasındaki sınırı bulanıklaştırır. Dünya narsisiste sadece kendi anıştırmalarının gölgesinde görünür. Başkayı başkalığı içinde tanıma ve bu başkalığı teslim etme becerisi yoktur. Sadece kendini bir şekilde yeniden tanıyabildiği yerlerde anlam bulabilecektir.

Aynı'nın Cehennemi'nden ancak arzuladığım ve beni büyüleyen bir Başka sayesinde, dostla, sevgiliyle, aşkla çıkabilirim.