Kitap kulübü serisi ile devam ediyorum. Dostoyevski'nin kendine has üslubu ile okurlarını düşündüren bir eser.
Kahramanların içsel hesaplaşmaları ve vicdani sorgulamaları ile kendi cevapsız sorularımın da yanıtlarını bulduğum bir farkındalık yaşadığımı belirtebilirim.
Yazarında belirttiği gibi "Bizi kitaplar olmadan kendi başımıza bırakın anında tongaya düşer, kayboluruz - sadakatimizi nereye yerleştireceğimizi, neye dayanacağımızı, neyi sevip neden nefret edeceğimizi, neye saygı duyup neyi küçümseyeceğimizi bilemeyiz."
Arka Kapak
"İnsan olmak, gerçek insan, etiyle kemiğiyle insan olmak bile ağır gelir bize. Utanırız bundan, insan olmayı yüzkarası sayarız, benzeri olmayan toplumsal birtakım insanlar olmak için çabalarız. Ölü doğmuş insanlarız biz ve uzun zamandır canlı babaların çocukları değiliz, giderek daha çok hoşlanıyoruz böyle doğmuş olmaktan. Zevk duyuyoruz bundan. Çok yakın bir gelecekte bir şekilde düşüncelerden doğmanın yolunu bulacağız."
Dostoyevski'nin Gogol etkisinden kurtularak kendi sesiyle verdiği ilk büyük yapıt olan Yeraltından Notlar, Avrupa'daki büyük varoluşçu edebiyatı müjdeleyen bir roman. Kitap, okuruna "yeraltı" diye adlandırdığı bir ruh halinden seslenen kahramanın uzun, çılgınca söyleviyle başlıyor. Ardından, bu ahlakçı, uyumsuz, dürüst kişinin yaşadığı bir aşağılanma olayı anlatılıyor. Yüz elli yıldır okunan gerçek bir başyapıt.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder